Hırsızlar kendi mallarının çalınmasına kızıyorlar(!)

Hırsızlık Büro Amiri Yunus Soyaslan tarafından hazırlanan yüksek lisans tezinde, şehir merkezi polis sorumluluk sahasında hırsızlık suçundan adli işlem gören 72 kişinin sosyodemografik ve sosyokültürel özellikleri ortaya konularak, bu unsurların hırsızlık suçunu işlemedeki etkileri araştırıldı.

Çoğu 20-23 yaşlarındaki söz konusu kişilerin bu suçu ilk kez 12-19 yaşlarında işlediği, çoğunun bekar olduğu belirlenen araştırmada, zanlıların yüzde 73,6`sının mesleği olmadığı veya niteliksiz işlerde çalıştığı belirlendi.

Araştırmaya konu olanların çoğunun parçalanmış, kalabalık aile çocukları olduğu, aile içi şiddete maruz kaldığı, çok kez evden kaçtığı, çoğunun çeşitli nedenlerle göç ettiği, zanlıların anne ve babasına karşılık kardeşleri arasında da hırsızlık suçu işleyenler bulunduğu tespit edildi.

Söz konusu kişilerin öğrenim durumlarının düşük olduğu, baba ve anneleriyle benzerlik gösterdiği, 28`inin değişik sebeplerle okulu terk ettiği, 12`sinin okul hayatında disiplin cezası aldığı, okula devamsızlıklarının fazla olduğu, ekonomik durumlarının iyi olmadığı belirlendi.

Zanlıların yüzde 72,2`sinin küçük yaşlarda ufak çapta hırsızlık yaptığı, yüzde 70`inin hırsızlık suçundan daha önce gözaltına alındığı tespit edildi.

Cezaevinde bulunanlar, cezaevi ortamını ıslah edici bulmadıklarını, cezaevinden çıktıktan sonra yakın çevrelerinin kendilerini sahiplendiğini ancak toplumun dışladığını belirtti.

Zanlıların yüzde 58,3`ünün hırsızlık yapma nedeni olarak ekonomik durumu öne sürdüğü ancak hırsızlıktan elden ettiklerini eğlenceye harcadıkları belirlendi.

Araştırmaya katılanların çoğunun hırsızlık suçu cezalarını bilmediği ortaya çıktı. Söz konusu kişilerin yüzde 41,7`si hırsızlık suçuna verilen cezaların caydırıcı olduğunu belirtti, yüzde 50`si ise bu konuda görüş bildirmedi.

-KENDİ MALLARI ÇALINIRSA-

Zanlıların yüzde 58,3`ü kendi mallarının çalınmasına kızdığını, yüzde 22,2`si çok kızdığını, yüzde 19,4`ünün ise tepkisiz kaldığını ifade etti. Hırsızlık yapan kişiler hepsi, yakınlarının hırsızlık yapmasını hoş karşılamadığını bildirdi.

Yunus Soyaslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hırsızlık suçunda, suç öncesindeki aile, okul gibi bireyin ilk sosyalleştiği, hayatına yön veren kurumların devrede olduğu dönemlere önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Aile hayatındaki olumsuz özelliklerin araştırmaya katılanların çoğunda görüldüğünü ve bu özelliklerin tamamının bireyin suç işleme olasılığını yükselttiğini ifade eden Soyaslan, çeşitli projelerle aile yapısının sağlamlaştırılması gerektiğini, aile yapısından kaynaklanan sebeplerden dolayı toplumsallaşma sorunları yaşayan bireylerin sorunlarını çözecek olan okulda da sorunlu olarak değerlendirilen çocuklarla sorunun başlangıcında uygun şekilde ilgilenilmesi gerektiğini kaydetti.

Soyaslan, ilk hırsızlık suçunu işleyen bireye ailesi, çevresi, polis ve adliye gibi aşamalarda gösterilecek davranış şekli, verilecek cezalar ve uygulanacak yaptırımların, bu bireylerin yaşamına yön vereceğini söyledi.

Bu davranışların olumsuzluğu, verilecek cezalar ve uygulanacak yaptırımlarda görülecek çok katılık veya zayıflık, bireyin kontrol altına almayacak şekilde olması ile ailesi ve çevresinin polis, savcılık ve cezaevi sonrası kişiye göstereceği ilgi, sahiplenme veya kayıtsızlık gösterip dışlama durumlarının bireyin bu suç türünü işleme olasılığında artma ve azalma meydana getireceğini ifade eden Soyaslan, ilk hırsızlık suçunu işleyen bireylere ilgi gösterilmesini, daha çok sosyal hizmet yönü ağırlıklı çözümler üretilmesini önerdi.

Dişe diş kemiğe kemik

Güzel bir yöntem :) Ceza yöntemi çok sağlıklı olmuyor.Hapisaneden çıktı ertesi gün hırsızlık yaptı adlı manşetleri hala okumaktayız.Onlar her geçen gün yeni stratejiler uyguluyor ise biz niye boş duralım.İnşaallah buralar vesilesi ile uyanık gözüken halkımızı gerçekten bir nebze uyandırabiliriz.

Men dakka dukka

Aslında iyi bir anti-hırsızlık şebekesi kurup hırsızlık yapanları tespit etmek gerek.

Sonra bunlar iş başında iken evleri ve depolarına gizli kameralar yerleştirip kullandıkları cihazlara takip ve dinleme cihazları yerleştirmeli. Her yaptıkları her fiilleri kameraya alınıp en son da düzenli olarak çaldıklarını çalmalı ve evlerini soymak lazım.

Tepkilerini de bir güzel kameralayıp bir süre sonra da internette bunları deşifre etmeli..

Dişe diş kemiğe kemik. Diğer türlü hapisle şiddetle vs vs bunların önü kesilmez. Malının çalınma duygusunu bunlara bol bol yaşatıp sonrada özel hayatın milyonlarca kişi tarafından izlenme rekoru kırılmasının verdiği duyguyu yaşatmak gerek!

hırsızın elini hırsızlıktan kesmenin yolu yaptığı işten caydırmaktır. gönümüzde en farklı caydırma yöntemlerinden biri de bu olsa gerek :)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar